Çoğu erkek seks konusunda bildiklerinin ve yaptıklarının doğru olduğunu zanneder ancak bilimsel gerçekler bunun yanlış olduğununu belirtiyor.
Hata 1: "Onun ne istediğini biliyorum"
Daha önce bir kadınla birlikte olan erkekler tüm kadınların aynı şeyi istediği hatasına düşer. Ancak tüm kadınlar aynı değildir. Sadece seks açısından değil, paylaştıklarınız ve yaptıklarınız da değişir.
Hata 2: "İhtiyaç duyduğu herşeye sahipsiniz"
Bazı kadınlar orgazm konusunda zorluk yaşarlar. Ön sevişme ya da uzun sevişme bazen işe yaramayabilir. Eğer bir kadın tatmin olmuyorsa erkek birşeylerin yanlış ya da eksik olduğunu anlamalıdır.
Hata 3: "Erkekler ve kadınlar sekste aynı şeyi hisseder"
aaaate tüm kadınlar ve erkekler aynı şeyi hissetmez. Erkeğin ilişki sırasında hissettikleri ile kadının hisleri asla aynı olamaz. Bazı kadınların vajinası daha az hassas olabilir, bu nedenle hissetikleri de değişebilir. Dolayısıyla her kadının ilişkiden aldığı haz değişkendir.
Hata 4: "Kadınların anatomisini biliriz"
Çoğu erkek klitorisin nerede olduğunu bilir ancak bu yapısını anladıkları anlamına gelmez. Vajinal anatominin hassas yapısı ve orgazmın geçmişi çok yeni. Özellikleri hakkında herşeyi biliyor olamazsınız. Partnerinize sorarak nasıl dokunabileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Hata 5: "Sükut altındır"
Çoğu erkek aaaa sırasında sessiz olmaları gerektiğini düşünür. Ancak siz konuşmadıkça partneriniz ne hissettiğiniz ve ne istediğinizi anlayamaz. Sizinle birlikte hareket edemez. Eğer memnuniyetiniz hakkında birşeyler söylerseniz kadın sizi yönlendirebilir. seks sırasında konuşmak, birlikte hareket etmek en doğrusudur.
Gräfenberg noktası, ya da kısaca G-noktası, os pubis kemiğinin
arkasında üretra’yı çevreleyen bir jenital bölgedir. Alman jinekolog
Ernst Gräfenberg’e atfen isimlendirilmiştir.
Kadın cinselliğindeki önemi son 10 yılda artan bir şekilde tartışılmaya
başlanmıştır. Kadın orgazmının sadece klitoris değil G-noktası
tarafından da ve çok güçlü bir şekilde tetiklenebileceği iddia
edilmektedir.
Konumu itibarıyla cinsel ilişki esnasında yeterli bir şekilde
uyarılamadığı için, genelde bir çok kadının bu erojen noktadan habersiz
bir şekilde yaşadığı iddia edilmektedir. Uyarı için en iyi yol, erkeğin
avucu yukarı bakacak şekilde orta parmağını 2. boğuma kadar sokarak
hafifçe kıvırması ve parmak ucuyla vajina duvarını ileri geri
uyarmasıdır.
Premenstürel Sendrom’un aile saadetini ciddi bir biçimde etkilediğini belirten Sosyal Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Oğuz E. Berksun, “geçimsizlik yaşayan ailelerin tamamında, kadınlarda adet öncesi gerginlik şiddetli yaşanıyor. Sendrom, çiftleri boşanma sebebi olabilecek çatışmalara sürükleyebiliyor. Adet öncesi dönemde kadınların yüzde 20’sinde ilaç tedavisi gerekiyor” dedi.
Prof. Dr. Oğuz E. Berksun, adet öncesi sendroma ilişkin yaptığı açıklamada, pek çok kadında adet öncesi günlerde, bedensel ve ruhsal belirtilerle ortaya çıkan “Adet Öncesi Sendrom”un daha hafif biçimine “adet öncesi gerginlik”, daha ağır biçimlerine ise “premenstrüel disforik bozukluk” denildiğini anlattı.
Sendromun, adet öncesi günlerde veya son hafta içerisinde belirginleşen sıkıntı, bunaltı hali, hayattan zevk almama, aaaifsizlik, mutsuzluk, ağlama, sinirlilik, iştahta artma, eklem, kas ve baş ağrıları, yorgunluk, vücutta sıvı tutulmasına bağlı kiloda artma, karında şişkinlik hissi, göğüslerde hassasiyet ve gerginlik şeklinde belirtiler gösterdiğini ifade eden Berksun, adet gören her 4 kadından 3’ünün bu sorunu yaşadığını bildirdi.
Premenstrüel sendromun özellikle 20-40 yaşları arasındaki kadınları etkilediğini kaydeden Oğuz Berksun, “Kadınların yüzde 2-10’unda bu belirtiler çok şiddetli olabiliyor ve ve premenstrüel disforik bozukluk adını alıyor. Adet öncesi dönemde kadınların yüzde 20’sinde ilaç tedavisi gerektirecek kadar belirti gösteriyor” dedi.
Adet öncesi yaşanan gerginliğe bağlı ruh halinin, pek çok kadın için oldukça ciddi sorun oluşturduğunu anlatan Oğuz Berksun, bu sendromun kadının hem ev, hem iş, hem de sosyal yaşamını etkilediğini söyledi. Pof. Dr. Berksun, “Premenstrüel sendrom, aile saadetini ciddi bir biçimde etkiliyor. Geçimsizlik yaşayan ailelerin neredeyse tamamında kadınlarda adet öncesi gerginlik oldukça şiddetli yaşanıyor” diye konuştu.
ERKEKLERİN ANLAMLANDIRAMADIKLARI DURUMLAR
Prof. Dr. Berksun, erkeklerin ve kadınların bu sendrom karşısındaki davranışlarını da şöyle anlattı:
“Erkeklerin en nefret ettikleri durumlar, anlamlandıramadıkları, dolayısıyla kontrol edemedikleri durumlardır. Partnerlerinin adet öncesi gerginliklerinden de bu nedenle hoşlanmazlar. Çünkü onlara göre zaten anlaşılmaz olan kadınlar bu dönemlerde iyiden iyiye anlaşılmaz ve kontrol edilemez olmaktadırlar. Kadınlar mensturasyonlarını, kendi yakındıkları, ama eşleri yakınmaya başlayınca savundukları çocukları gibi görürler. Gizli gizli gurur duydukları çocukları... Günümüz kadınları mensturasyonları nedeniyle kendilerini zayıf, güçsüz, hissettikleri çağları geride bırakalı çok olmuştur. Yeni nesillerde bu dönem kadına doğurganlığını, dolayısıyla üstünlüğünü hatırlatan bir dönemdir. Adet, mutlu bir aile tablosu çizmesi beklenen kadına saçmalama hakkı tanır. Bu dönemde ortaya çıkan iştah artışı, anoreksik, kadını zayıf olmaya zorlayan dünyanın her yediğimizi boğazımıza dizen eleştirilerinden muaftır. Bir gece önce tartışma büyümesin diye kapatılan konuların hepsi özgürdür, istedikleri kadar büyüyebilir, yoldan sapabilirler. Adet öncesi dönemindeki bir kadın yoldan sapmak isteyen bir konuya seve seve rehberlik edecektir. Kısır döngü de burada başlamaktadır. Adet başladığında kadın rahatlamıştır ama bu sefer erkek önceki hafta alamadığı hıncının peşine düşecektir. Alttan aldığı, almak zorunda kaldığı, anlamadığı, anlamadıkça sinirlendiği, haksızlığa uğradığını düşündüğü anların acısını çıkarma sırası ondadır. Bu dönem kazasız belasız atlatılsa, barış sağlansa bile kadının bir sonraki adet dönemine yine yalnızca bir hafta kalmış olur. Risk böylece sürüp gider.”
“KADINLARI DAHA HASSAS VE ALINGAN YAPIYOR”
Adet öncesi gerginlik durumlarının, eşlerin evlilik yıl dönümünü unutması kadar çatışma sebebi olduğunu belirten Prof. Dr. Berksun, bu dönemde değişen hormon dengesinin kadınları daha hassas ve alıngan yaptığını, böylece günlük sıkıntılara karşı tahammüllerinin azaldığını söyledi.
Porf. Dr. Berksun, “Premenstürel sendrom, nedenle çiftleri boşanma sebebi olabilecek çatışmalara sürükleyebilmektedir. Evlilik çatışmaları, özellikle geçimsizlik nedeniyle merkezimize gelen çiftlerin hemen hepsi bu çatışmaların adet öncesi dönemde arttığını veya tetiklendiğini ifade etmektedirler” dedi.
Kadınların bu dönemlerinde deneyimli erkeklerin, genellikle eşlerinden uzak durmaya çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Berksun, erkeklerin bu dönemlerde eşleri ile tartışmaya girmeme, çatışma yaratmamaya özen gösterme konusunda bilinç kazanmalarının, eğitimli kesimde, evlilikte 5-10 yılı aldığını söyledi. Bu dönemlerde erkeğin rolünün çok önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Berksun, evli çiftleri uyardı:
“Erkekler, eşlerine karşı destekleyici ve dengeleyici olmalıdırlar. Bu dönemlerde riskli konuların tartışılmasını ertelemelidirler. Aksi taktirde kendilerini alınganlığın, karşılıklı suçlamaların ve bol gözyaşının hakim olduğu gereksiz tartışmaların içinde bulabilirler.”
Söz konusu sendromun yarattığı sonuçlar itibariyle dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Berksun, eğer kişinin günlük aile, evlilik, iş ve sosyal yaşamını etkiliyorsa, insan ilişkilerinde bozulmaya yol açıyorsa mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavide hormonlar, antienflamatuvar sınıfından ilaçlar kullanılmaktadır. Son yıllarda psikiyatrik ilaçlardan özellikle antidepresanların da çok işe yaradığı bilinmektedir” diye konuştu.
KADINLARIN YÜZDE 80’İ
Adet öncesi sendromun tüm biçimleriyle toplumsal boyutta yaşanan bir sorun olduğunu anlatan Oğuz Berksun, “Kadınların yüzde 80’i demek, ailelerin de yüzde 80’inin bu sorunu öyle ya da böyle yaşadığı anlamına gelir. En azından insan ilişkileri açısından eşler arasında, kardeşler arasında, anne-baba ve adet görmeye başlamış kız çocuklar arasında yaşanan pek çok sorunda premenstrüel sendromun, premenstrüel disforik bozukluğun göz önünde tutulması şarttır” diye konuştu.
Adet ağrılarının (dismenore), birincil (Primer) ve ikincil (sekonder) olmak üzere 2 nedeni vardır. Birincil sebepler; genellikle buluğ çağında ortaya çıkar.
Ağrının sebebi, ovulasyonu (yumurtlamayı) takiben kanamaya hazır hale gelmiş rahmin iç tabakasının kasılarak dökülmesini sağlayan (adet kanaması) ve özellikle regl döneminde vücuttan salgılanan Prostoglandin f2 alfa denilen maddedir.
Tedavide de, bu aracı maddelerin oluşumunu engelleyen ağrı kesiciler kullanılır. Adet sancısı ile yumurtlama arasında yakın ilişki vardır. Ağrı kesicilere cevap vermeyen durumlarda doğum kontrol hapları ile yumurtlamanın ortadan kaldırılması, adet sancısını da sorun olmaktan çıkarabilir. Ancak ağrılar çok şiddetliyse ve başka jinekolojik belirtiler de eşlik ediyorsa bir jinekolojik inceleme şarttır. Bu muayenenin amacı, adet sancısının, farklı bir nedenle ortaya çıkıp çıkmadığını saptamaktır. Burada da genellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen ikincil (sekonder dismenore) adet ağrısı dediğimiz sebepler ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenler ise:
• Endometriozis (Rahmin en iç tabakasının rahmin dış tabalarında veya rahim dışı bir bölgede de bulunması)
• Rahim ağzında darlık
• Rahim tümörleri
• Rahmin farklı pozisyonlarda olması
• Rahim ve komşu organların iltihabi hastalıkları
• Psikolojik sebebler olarak sayılabilir.
Bazı kadınlar, bu periyodu rahat ve ağrısız bir şekilde atlatırken, bazıları acıdan kıvranır. Kişiden kişiye ağrının derecesi farklılık gösterir. Nedeni de önceden belirtmiş olduğumuz gibi ağrıyı (dismenore) oluşturan tüm sebeplerin bir arada olma sıklığıdır. Adet ağrısı, kramp tarzında, bele ve kasıklara, bazen bacaklara vurabilen şiddetli bir ağrıdır. Bir de bazı kadınlarda adet ağrısına bulantı, kusma, sinirlilik, kabızlık, ishal, sık idrara çıkma gibi şikayetler de eklenebiliyor.
Birincil adet ağrısının önlenmesine yönelik kişisel olarak alınabilecek bazı önlemler vardır: Adet kanaması öncesinde veya esnasında kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeren gıdalardan uzak durulması ve uzun süre ayakta durmaktan kaçınılması şikayetler üzerinde olumlu etki yapar. Bol miktarda su içilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol tüketilmemesi gibi basit ve kısa süreli önlemler ile sancılı adet kanamaları biraz daha rahat geçirilebilir. Sancıyı, ilaçlara gerek kalmadan hafifletmenin yolları, fizik tedavi yöntemleri, spor, ılık su banyoları olabilir. Ama bunlar yöntemlerden birkaçıdır, herkeste etkili olmayabilir veya başka önereceğimiz tıbbi yöntemlerden daha etkin olabilir.
Bu dönemlerde gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak hayatımızı her zaman ki rutininde, problemsiz bir biçimde sürdürmek için bu dönemin problemlerini algılamak ve gereğini yapmayı düşünmek öncelikli davranış olmalıdır. Bu dönemi zoraki ızdırap ve mutlaka çekilmesi gereken bir eziyet dönemi olmadığını kabul etmek gerekir. Hayatın rutininde önemsiz gibi gözükür ama kadınlar işe, okula gidemez (yüzde 45’inde orta ve ciddi dismenore vardır) ve ciddi kayıpları olur. Kısacası kadın için zor bir dönemdir. Bu konu o kadar önemli hale gelmiştir ki, kliniğimizde “Adet Ağrıları Merkezi” kurarak olayı çok ciddi ve multidisipliner bir bakış açısı getirmemizi gerektirmiştir. Bu konuda kadının mutlaka doktoruna danışması, problemsiz bir hayat için gereklidir.
Adet dönemiyle ilgili hurafeler sonucunda ortaya çıkan uygulamalar var. Adet döneminde saç boyatmak hatta banyo yapmamak gibi… Bunların bir çoğunun doğru olmadığını biliyoruz ama sonuç olarak bu dönemlerde kadın vücudunda gerçekleşen kimyasal bir değişim söz konusu.
İlkel toplumlarda adet gören kadın kirli kabul edilip tecrit edilirmiş. Eğitim düzeyi arttıkça bu yanlış bilgiler de yok olmaktadır. Sonuçta bu dönemde özellikle hormonal değişimlerin çok olduğu ve bunun da özellikle psikolojiyi çok etkilediği bir gerçektir. Evet gerçekten yapılmaması gereken şey bu dönemi yaşayan kadınların, eşlerinin veya yakınlarının anlayışsızlığıdır. Lütfen biraz anlayış!..
Regl döneminde cinsel hayatı nasıl düzenlemek gerektiği de merak edilen konulardan biri. Cinsel hayata ara vermek gerekmez, ama önce hijyen!.. Hayat sizin, onu iyi yönetin.
Toparlamak gerekirse, adet dönemi ve ağrılarını önemsemek gerekir. Ağrılı adet görme nedenleri araştırılmalıdır. Ağrılı adetin “birincil” ya da “ikincil” olup olmadığı belirlenmelidir. İkincil dismenore söz konusu ise altta yatan neden ortadan kaldırılmalıdır. Bu süreçte hekimlerin kontrolünde açığa kavuşturulması gereken bir süreçtir. Öncelikli olarak erkekler, lütfen biraz anlayış. Sonra kadınlar, lütfen kesinlikle hijyen.
Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle...
Dr. Osman Denizhan Özgün
Boşalmayı geciktirmek amacı ile çeşitli ilaçlar denenmiştir. Lokal uyuşturucu kremler veya spreyler bunların başında gelmektedir. Ancak sadece penisin üzerindeki sinir uçlarını uyuşturmak fazla yarar sağlamaz. Sertleşme ve boşalma tüm otonom sinir sistemini ilgilendirmektedir. Esas büyük cinsel organın iki bacak arasında değil, iki kulak arasında olduğunu söyleyenlerin iddiasını hafife almamak gerekir. Ayrıca bu tür ilaçlar, lokal uyuşturucu etkisi ile boşalmayı geciktirmekten çok penisin duyarlığını azalttığı için, temastan duyulan cinsel zevki azaltmaktadır. Bu lokal uyuşturucu maddeler cinsel birleşme esnasında vajen duvarından emilerek bu dokuların hassasiyetini azalttıklarından, kadının orgazm olmasında gecikmeye yol açmakta ve sorunu adeta pekiştirmektedir. Bu yüzden bu tür sprey ve kremler tıbbi pratikte terk edilmiştir.
Son zamanlarda depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yan etki olarak boşalmayı geciktirdiği fark edilmiş ve bu ilaçlar tedavide kullanılmaya başlanmıştır. Bu ilaçlardan hastalar yarar görmektedir. Ancak boşalma kontrolünde sırf ilaca dayalı bir tedavi yararlı olsa da, ömür boyu ilaç kullanmanın zorluğu nedeniyle cazip görülmemektedir. Aslında boşalmayı kontrol edebilme bir öğrenme sorunudur. Hastanın bu öğrenimine yardımcı olmak amacıyla ilaçla tedavi edilmesi, veya daha doğru bir ifade ile, tedaviye ilaç eklenmesi doğru bir yaklaşımdır. Ancak esas olan, erkeğin kendini ve eşini memnun edecek şekilde boşalmasını kontrol edebilmeyi öğrenmesidir.
Prezervatif kullanılmasının boşalmayı geciktirmede yararlı olduğunu ifade edenler vardır. Doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmıyorsa, sırf boşalma kontrolü için prezervatif kullanılması çok cazip değildir.
Her erkeğin aynı duyarlıkta olmadığı, aynı cinsel tepkiyi vermediği bir gerçektir. Yukarıda belirtildiği gibi, fazla cinsel heyecan duyan ve psikolojik anksiyete içindeki erkekler daha erken boşalır. Öyleyse, boşalmayı kontrol etmek öğrenimi içinde öncelikle cinsel heyecanı yatıştırma ve sakinleşmek gelir. Hem zihnen hem bedenen gevşemek, sakinleşmek önemli oranda yardımcıdır. Sık cinsel birleşmede bulunmak boşalma aralarını ve dolayısı ile duyarlılığı azaltacaktır.
Cinsel birleşme anında erkeğin pozisyonunun boşalma üzerine etkisi vardır. Bu yüzden bazı pozisyonlarda boşalma daha hızlı olmaktadır. Erkeğin üstte olduğu klasik cinsel birleşme pozisyonu boşalmanın geciktirilmesi için elverişli bir pozisyon değildir. Daha rahat olduğu, kolay gevşeyebildiği ve efor harcamadığı bir pozisyonda erkek boşalmasını daha rahat kontrol edebilir.
Tedavi için önerilen en basit yöntem, sevişme esnasında erkeğin boşalma anına yaklaştığını hissettiği zaman, penisin ucunu iki parmağı arasında sıkarak vücuttaki cinsel heyecanın azalmasını bir süre beklemesi ve yeteri kadar gevşedikten sonra tekrar sevişmeye başlamasıdır. Bu yöntem uygulanırken bekleme anında derin derin nefes alınmasının da yararı olmaktadır. Ayrıca aaaa terapistleri tarafından bu tür şikayeti olan çiftlere bir takım öğrenme egzersizleri yaptırılmaktadır.
Seks olmadan ne kadar yaşayabilirsiniz? Çoğunuzun uzun süre dediğini duyar gibiyiz. Peki isterseniz ne kadar yaşayabileceğinizi bir tahmin edelim.
1. Gün
Her şey bitti, onunla ayrıldınız. Kendinizi harika hissediyorsunuz, doğrusu iyi bir iş başardınız.
Bütün akşam tek başınıza oturup, elinizde koca bir kase patlamış mısırla televizyon seyretmenini tadını çıkarıyorsunuz. Seks mi? O da ne? Seks olmadan da gayet güzel yaşanabilir. Bu işi başaracağınızdan o kadar eminsiniz ki...
2. Hafta
Son 2,5 yıl içinde seks yapmadan geçirdiğiniz en uzun zamanı geride bıraktığınızı fark ettiniz. Demek ki seks, sigara gibi bağımlılık yapmıyormuş. Gerçi televizyondaki, dergi ve gazetelerdeki cinsellik içeren görüntü ve resimler sinirinize dokunmaya başladı ama.. O kadar da olur artık. Kendinizi biraz gergin hissediyor ve meditasyon yaparak rahatlamaya çalışıyorsunuz.
3. Hafta
En yakın arkadaşınız aradı ve "Yalnız olmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum" dedi. Biliyor mu? Nereden biliyor? O, 14 yaşından beri hiç yalnız kalmadı ki... Acaba ne demek istedi? Belki de size acıyor. Bu durumdan nefret ediyorsunuz ve cinselliğin o kadar da önemli olmadığını kendinize tekrarlayarak, kafanızdaki olumsuz düşünceleri uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz.
6. Hafta
Günlerinizi bilgisayarın başında oturup "chat" yaparak geçiriyorsunuz. Zaten başka hiçbir şeye kafanızı veremiyorsunuz k! Arada bir internetteki seks sayfalarına girmeye çalışıyorsunuz ama tabii bu hiçbir şey demek değil. Sadece merak işte! Bu arada chat yaptığınız bir kadın, 5 yıldır hiç kimseyle yatmadığını söylüyor. Bu gerçek olabilir mi? Birdenbire sinirleriniz bozuluyor ve ani bir kararla bilgisayarı kapatıp, radyoyu açıyorsunuz.
10. Hafta
Bir akşam yakın arkadaşlarınızdan biri sizi bara içki içmeye davet ediyor. O, erkek arkadaşı ve siz... Tam da ihtiyacınız olan şey doğrusu, mükemmel bir çiftle, mükemmel bir akşam... Bir süre sonra gerçekten canınız sıkılmaya başlıyor, arada bir sizinle ilgilenmeye çalışmaları ise bu sıkıntıyı arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. Onları görmemek için etrafa bakınmaya çalışıyorsunuz ama çevrenizdeki erkeklerin üzerinize dikilmiş bakışlarıyla karşılaşmak hiç hoşunuza gitmiyor. Dönüşte, içinizden bir daha hiçbir çiftle tek başınıza bir yere gitmeyeceğinize yemin ediyorsunuz.
3.Ay
En yakın arkadaşınız tekrar aradı, hamile olduğunu düşünüyormuş. Bütün belirtilerin olduğunu söyledi. "Sence hamile miyim? Olamam değil mi? Ben ne yapacağım şimdi?" gibi soruları art arda sıralıyor. Erkek arkadaşıyla başlarına gelen "kazayı" en ince ayrıntısına kadar anlatmayı da ihmal etmiyor. Kasten mi yapıyor ne? Tam da kendinizi kötü hissetmeye başladığınız şu günlerde... Onun bu kadar aptal olabileceğine inanmadığınızı sert bir dille belirtiyorsunuz. Kalbini kırdığını fark ediyorsunuz. Ama şu anda bunu düşünecek durumda değilsiniz.
17. Hafta
En sevmediğiniz komşunuz sizi ziyarete geliyor. Bir bu eksikti! Kırk yılda bir kendinizle başbaşa kalıp düşünme fırsatı bulmuştunuz ve bu zor yakalanmış fırsatı onun yüzünden kaçırdınız. Neyse, telafi etmek için önünüzde uzun günler ve geceler var. (Asıl sinir bozucu olan da bu zaten) Üstelik komşunuz boş konuşmalarıyla içinizi sıkıyor. Onu kibarca kovuyorsunuz ve yalnız geçirdiğiniz bu kadar hafta sonra ilk kez seks olmadan yaşamanın hiç de kolay olmadığını kendinize itiraf ediyorsunuz.
19. Hafta
Jimnastik yapmaya başlıyorsunuz. Ne de olsa kalorileri harcamanın en güzel yolu sizin için artık yok. Biraz daha hareketsiz kalırsanız, vücudunuz iyice biçimsiz bir hale gelecek. Aslında bunu kabullenmek istemiyorsunuz ama... Seks jimnastikten daha zevkliydi galiba.
20. Hafta
Uzun zamandır sizden hoşlandığını bildiğiniz bir erkekle akşam yemeğine çıkıyorsunuz. Kendinizi onun seviyesiz esprilerine gülmek için zorluyorsunuz ama olmuyor. Sonunda ona herşeyi anlatıyorsunuz. Anlamlı anlamlı gülümsüyor ve "Bir yerlerde sana uygun iyi bir erkek olduğuna eminim" diyor. Kendini kastettiği o kadar belli ki... Ama siz iyi bir erkek istemiyorsunuz. Siz sadece "onu" istiyorsunuz, eski erkek arkadaşınızı...
24. Hafta
Eski erkek arkadaşınız arıyor. Sizi çok özlediğini, aylardır sizi düşünmekten başka hiçbir şey yapamadığını söylüyor. Siz de ona aynı durumda olduğunuzu söylüyor ama tabii ki tüm detayları anlatmıyorsunuz. Ertesi akşam sizi görmek ve kaybettiğiniz zamanı telafi etmek istediğini söylüyor ve siz de hemen kabul ediyorsunuz
"Erkek arkadaşınızın bugüne kadar karşılaştığınız en iyi aşığınız olmasını ister misiniz? Bunu başarmak oldukça basit. Tüm yapmanız gereken erkeklerin seksüel ruh halini anlamak ve onu yargılamamak.. Yakın zamanda Londra'da "sanatsal olarak yaşa seks" konusunun fotoğraflandığı bir sergiye katıldım. İlişkilerde ve seks yaşamındaki acemilikler fotoğraflarla anlatılıyor. İlk seride tutucu bir çift anlatılıyor. İkinci seri de homoseksiel bir çift fotoğraflanmış. Bu çiftlerin seks yaşamları arasındaki farkları daha iyi anlamamı sağladı. Seksüel yaşam olarak gay çiftler ile tutucu çiftler birbirlerinden farklı değillerdi. Ancak gay çiftlerin seks yaşamlarında ellerini daha çok kullandıkları ve daha sert oldukları görülüyordu. Neden? Çünkü her ikisi de erkek.. İki erkek seks yaşamlarında, karşısındaki erkeğin ne istediğini bildiği için öyle davranıyor ve sonuçta partnerinin onu yargılamayacağını bildiği için daha rahat davranıyordu. Seksüel yaşamlarında aynı şeyleri düşünüyorlardı. Buradan erkeklerin nasıl düşündüklerini çıkartabilirsiniz. Erkeklerin seks yönelimleri kadınların seks yönelimlerinden daha ilkeldir. Erkek seks yaşamında ne istediğini, tutucu bir kıza öğretebilir mi? Heyecanlı ve vahşi istekler seks yaşamınızı biraz hareketlendirebilir, düşünceleriniz değişebilir. Toplumda "normallik" ile "edepsizlik" arasında kesin bir sınır vardır. Şu açık ki; Herkes seks yapar ve nasıl olduğu önemli değildir, "normal" olması önemlidir. Eğer birkaç kişi yaptığınızı yapıyorsa bu "normal" olduğunu göstermez.
Partnerinizle seks yaparken bazı şeyleri "hayır" yanıtını alıyorsanız, neden reddettiğini düşünün. Duymak istediği şey diğer insanların da bunu yaptığı olabilir mi? Onu korkutuyor musunuz? Onu incitip incitmediğinizi yeniden düşünün. Herhangi bir tehlike var mı? Yoksa o zaman problem nedir?
Onu kucaklayan bir kadın olmanız bugüne kadar gördüğü en iyi aşık olmanızı sağlamaz. Belki bugüne kadar yaptıklarınızdan daha iyi dersler çıkarmalısınız.
Erkekler görselliğe önem verir
Erkekler gördükleri şeye karşı istek duyarlar, görsel olarak heyecanlandırılmak onları çok etkiler. Onu harekete geçirecek şekilde giyinmeniz, süslenmenizi ya da seks isteği yaratacak hareketlerinizi gözler. Sevgilinizi ya da eşinizi en iyi siz tanırsınız. Hoşlandığı şeyleri görmesini sağlayın ve o gün onun günü olsun.
"Onun için yeterince iyi olmalıyım" düşüncesinden kurtulun
Erkekler yeni şeyler denemekten hoşlanır. Yani sevgiliniz ya da eşiniz yatakta yeni şeyler istediğinde bunun anlamı "yatakta yeni şeyler denemek" istiyordur. Çocu kadın bundan ne anlam çıkarır? Onu istediğini vermek yerine peşine dedektif takar ve kendisinden neden soğuduğunu anlamaya çalışır. Erkek bunu söylediğinde genel olarak sizinle seks yapmaktan artık zevk almadığı sonucunu da çıkarmanız yüksek ihtimal. "Bana sahipken neden diğer fantazileri ve yeniliklere ihtiyaç duyuyor" diye de düşünebilirsiniz. Her iki tepkiyle de sıkça karşılaşılır. Ona eleştirel bir bakışla yaklaşmayın, her öğlen hamburger yemek yerine sizden farklı bir yemek istedi sadece.. İnsanların farklılıklara ve çeşitliliğe ihtiyacı vardır. Kendinizden itmek ve yargılamak yerine onu kucaklayın.
Gebe kalamamak eşlerin her ikisini de ilgilendiren bir sorundur. Üreme sistemini ilgilendiren hastalık veya düzensizliklerin yanı sıra yaşam şeklinde ortaya çıkan değişiklikler de (özellikle stres, aşırı kilo, çay, kahve,
Gebe kalamamak eşlerin her ikisini de ilgilendiren bir sorundur. Üreme sistemini ilgilendiren hastalık veya düzensizliklerin yanı sıra yaşam şeklinde ortaya çıkan değişiklikler de (özellikle stres, aşırı kilo, çay, kahve, sigara tüketimi gibi) doğurganlık üzerinde olumsuz etkiler yapabilir.
Bu konuda psikolojik etkenlerin de önemli rolü vardır.İnfertilite çiftlerin yaşına bakmaksızın %10'unu etkiler. Yaklaşık olarak evli çiftlerin %15'i infertil olup; bunların %30'unda kadın, %30'unda erkek ve yaklaşık %40 oranında da hem erkek hem kadın kısırlıktan sorumludur.
Hastalıklara ve hamileliğe karşı alabileceğiniz en iyi tedbir Prezervatif kullanmaktır:
Prezervatif nedir?
Prezervatif çok ince latex (bir çeşit plastik) birparçadır, bu penisin etrafına takılır. Boşalma esnasında prezervatif spermin kadının yumurtalarına ulaşmasını engeller, böylece hamileliği engellemiş olur.
·Prezervatif takmadan Vajina veya Anus ile temasa geçmeyin.
·Prezervatifi penisin sert halinde takın.
·Prezervatifi taktıktan sonra ön tarafında boşluk bırakın, böylece boşalınca prezervatifin
yırtılma şansı azalır.
·Prezervatif penisin köküne kadar çekilmelidir.
Prezervatif dolduğunda:
·Boşaldıktan sonra prezervatifi çıkarmakla çok beklemeyin, vajinanın içindeyken çıkma ihtimali var.
·Boşaldıktan sonra penisi çekerken prezervatifi sıkı tutmaya özen gösterin.
·Prezervatif kullandıktan sonra delik olup olmadığını kontrol edin, prezervatifi kurutarak aşağı doğru tutup damla oluşup oluşmadığına bakın.
·Prezervatifi hiç bir zaman iki defa kullanmayın.
·Prezervatifi üst tarafına düğüm atarak çöpe atın.